Kamulaştırma hukuku, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden istisnai bir alan olması nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 46. maddeleri kapsamında özel bir koruma rejimine tabidir. Son yıllarda özellikle uzun süren yargılamalar, tescil kararlarının kesin olması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi ve hukuki el atma davalarında görevli yargı merciine ilişkin tartışmalar, uygulamada taşınmaz maliklerinin önemli hak kayıpları yaşamasına neden olmuştur.
2026 yılı ise Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarıyla kamulaştırma hukukunda mülkiyet hakkını güçlendiren önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu kararlar yalnızca belirli kanun hükümlerini ortadan kaldırmamış; aynı zamanda kamulaştırma uygulamalarında hak arama özgürlüğünü ve yargısal denetimi daha etkin hale getirmiştir.
- Tescil Kararlarına Karşı Kanun Yolu Açıldı
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “Tescil hükmü kesin olup…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 12.02.2026 tarihli ve E.2025/190, K.2026/38 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Bilindiği üzere kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında mahkemenin verdiği tescil kararı bugüne kadar kesin nitelikte kabul edilmekte, yalnızca kamulaştırma bedeline ilişkin hüküm kanun yolu incelemesine konu olabilmekteydi. Bu durum, mülkiyet hakkının devrine ilişkin en önemli kararın üst mahkeme denetiminden yoksun kalmasına neden oluyor ve hak arama özgürlüğü bakımından ciddi eleştirilere konu oluyordu.
Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiş; böylece tescil kararlarının da istinaf ve temyiz denetimine açık olmasının yolu açılmıştır.
İptal kararı 21 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, yasama organına yeni düzenleme yapabilmesi amacıyla yürürlük tarihi 21 Şubat 2027 olarak belirlenmiştir.
Bu değişiklik, kamulaştırma hukukunda mülkiyet hakkının yargısal güvencelerini önemli ölçüde artıran en önemli gelişmelerden biridir.
- Asliye hukuk mahkemesinin tescil kararlarına karşı artık üst mahkemelere (istinaf/temyiz) başvurulabilecek
- İdari Yargıda Açılan İptal Davalarında Bekletici Mesele Kurumu Güçlendirildi
Kamulaştırma uygulamasında uzun yıllardır yaşanan önemli sorunlardan biri de, malikin kamulaştırma işleminin iptali için idari yargıda dava açmasına rağmen adli yargıda görülen bedel tespiti ve tescil davasının devam etmesiydi.
Eski düzenlemede, adli yargı mahkemesinin davayı bekletici mesele yapabilmesi için yalnızca iptal davasının açılmış olması yeterli görülmüyor; ayrıca idare mahkemesinden yürütmenin durdurulması kararı alınması şartı aranıyordu.
Bu uygulama nedeniyle birçok dosyada taşınmaz idare adına tescil edilmekte, daha sonra kamulaştırma işlemi iptal edilse bile mülkiyet hakkı bakımından telafisi güç sonuçlar ortaya çıkmaktaydı.
- İdarenin kamulaştırma kararına karşı idari yargıda iptal davası açıp bunu adli yargıdaki bedel tespiti davasına sunduğunuzda, idari dava bitmeden mülkiyetin kolayca devredilmesi zorlaştırıldı.
Anayasa Mahkemesi’nin E.2024/101, K.2024/232 ile E.2025/148, K.2025/141 sayılı kararlarıyla bu düzenleme Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Böylece malik, süresi içinde idari yargıda kamulaştırmanın iptali davası açtığını belgelediğinde, kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu kesinleşmeden taşınmazın idare adına tescil edilmesinin önüne geçilmesi yönünde önemli bir anayasal güvence sağlanmıştır.
- Kamulaştırma Bedelinin Enflasyon Karşısında Korunmasına İlişkin İçtihatlar Güçlendi
Kamulaştırma davalarının çoğu zaman yıllarca sürmesi nedeniyle taşınmaz bedelinin dava tarihindeki değer üzerinden belirlenmesi, yüksek enflasyon dönemlerinde malikler açısından ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktaydı.
Bedel tespit davalarında ilk dört aylık faiz işletilmemesi ve sonrasında uygulanan yasal faizin enflasyon karşısında yetersiz kalması, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Bedel tespit ve Kamulaştırmasız el atma nedeniyle idareler aleyhine açılan Tazminat davalarında yasal faiz yerine Amme alacaklarına uygulanan Faiz uygulanacaktır. uzun süren yargılamalar nedeniyle davacıların mülkiyet hakkı büyük ölçüde korunmuş oldu.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konudaki iptal kararları sonrasında Yargıtay uygulaması da önemli ölçüde şekillenmiş; Anayasa’nın 46. maddesinde güvence altına alınan “gerçek karşılığın peşin ödenmesi” ilkesinin yalnızca nominal bedelin ödenmesi anlamına gelmediği, kamulaştırma bedelinin ekonomik değerinin de korunması gerektiği yönündeki yaklaşım güç kazanmıştır.
Bu gelişmeler doğrultusunda, kamulaştırma bedelinin dava sürecinde enflasyon nedeniyle değer kaybetmemesi ve taşınmaz malikinin gerçek zararının giderilmesi yönündeki anayasal koruma önemli ölçüde güçlenmiştir.
- Dava süresince paranızın değer kaybı en yüksek kamu alacağı faizi ile korunmaya çalışılmaktadır
- Hukuki El Atma Davalarında Görevli Yargı Konusunda Yeni Yaklaşım
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1. maddesinde yapılan düzenlemeyle, imar planlarında kamu hizmetine ayrılan ancak uzun süre kamulaştırılmayan taşınmazlardan kaynaklanan hukuki el atma davalarının adli yargıda görüleceği hükme bağlanmıştı.
Ancak Anayasa Mahkemesi, E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla bu düzenlemeyi iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararı ile birlikte yine Önceki Hukuk Genel Kurulu kararına dönülmüş yine Hukuki El atmalarda yargı yeri Adli Yargı olarak uygulanmaktadır.
Sonuç
2026 yılı içerisinde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar, kamulaştırma hukukunda yalnızca bazı kanun hükümlerinin iptal edilmesiyle sınırlı kalmamış; mülkiyet hakkının korunması bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.
Tescil kararlarının kanun yolu denetimine açılması, idari yargıda açılan iptal davalarının bekletici mesele yapılmasına ilişkin güvencelerin artırılması, kamulaştırma bedelinin gerçek değerinin korunmasına yönelik anayasal yaklaşımın güçlenmesi yasal faiz yerine Amme alacaklarına uygulanan faizin uygulanması ve hukuki el atma davalarında görevli yargının yeniden belirginleşmesi, uygulamada taşınmaz maliklerinin haklarını daha etkin şekilde koruyacak gelişmeler olarak değerlendirilmelidir.
Önümüzdeki süreçte gerek derece mahkemelerinin gerekse Yargıtay’ın bu anayasal ilkeler doğrultusunda oluşturacağı içtihatlar, kamulaştırma hukukunun uygulama alanını yeniden şekillendirecek ve mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin standartları daha da yükseltecektir.
Av. ABDULMUTTALİP ÇELEBİ